Kaynak Kitaplar

Ana Sayfa Kaynak Kitaplar

Zor Çocukları Anlamak

0

Zor Çocukları Anlamak kitabında yardıma ihtiyaç duyan, anlaşılması zor olan çocuklara yaklaşım şekilleri ile nasıl yardım edilebileceği konusunda rehberlik tavsiyeleri sunulmaktadır.

Kitapta birçok örnek karaktere ve kurgusal duruma yer verilmiştir.

Kitap on iki bölümden oluşmakta olup ilk altı bölümde karakterler, vaka ve olay tanıtımı, ilerleyen üç bölümde çözümlerin vurgulanması onuncu bölümde ailevi sorunlar, on birinci bölümde de okul içerisindeki uygulamalar ve sorular ele almaktadır. On ikinci bölümde ise kısa toparlayıcı bir özet kısmına yer verilmiştir.

Çoğu çocuk düşüncelerini, fikirlerini, endişelerini, bakış açılarını ve duygularını uyumlu bir şekilde ifade edebilcek gerekli donanıma sahip olmadıklarından bunları en uygunsuz kelimelerle ya da hareketlerle ifade etmektedir. Bunların sebepleri gelişmemiş beceriler ve çözümlenmemiş sorunlardır.

Sorunları çözerken, zamanlamayla birlikte takip edilmesi gereken yola dikkat edilmelidir. Sorunlar tek taraflı değil çocukla iş birliği yapılarak çözülmelidir. Zor çocukları anlamak için takındıkları tavır ve becerilerini tanımlamak en iyi yoldur. Bu tür çocukları anlamak adına yazar bizi ilk adım olarak “Lives in the Balance” web sitesinde yer alan forma yönlendirmektedir. Bu form çocuktaki gelişmemiş becerileri ve çözülmemiş sorunları değerlendirmemizde kolaylık sağlayan bir araçtır.

Kitap mümkün olan durumlarda, çözülmemiş sorun tanımlarının her birini ‘zorlanma’ ifadesiyle bitirin der. Ancak davranışın yazılmaması önemli bir etkendir. (Örneğin; Sabahları okula gitmeden önce giyinmekte zorlanma, yatmadan önce dişlerini fırçalamada zorlanma gibi.) Çocuğa bunları ifade ederken de bu dilin kullanılması kritik bir önem taşımaktadır. Sorunları ya da sorunu genel değil parçalara ayırmak, detaylandırmak da işi kolaylaştıran başka bir yoldur. Çocuğun yaptığı eyleme değil, o eylemi yaratan soruna odaklanmaktır ise takip edilebilecek başka bir adımdır.

Otizmli, şiddete meyilli, tikleri olan, Tourette Sendromlu, çift kutuplu duygulanım bozukluğu olan, IQ su yüksek, intihara meyilli, iletişim bozukluğu olan, konuşma zorluğu çeken çocuklar bu kitapta yer alan örnekler ve vakalardır.

Kitapta verilen bu ve benzeri karakterlerde çözülmemiş sorunlar ve gelişmemiş beceriler sorunu yaşandığı görülmektedir. Bu ve benzeri sorunları yaşayan çocukların ebeveynleri çaresizce çözüm için birçok yol denemişlerdir. Halbuki yapmaları gereken sadece çözüme kavuşturulamamış sorunları ve gelişmemiş becerilerin tespitini ilk aşamada yapabilmektir. Çözülen sorunlar ve fark edilen gelişmeyen becerilerin tespiti zorlayıcı atakların azalmasına yardımcı rol oynamaktadır. Mevcut sorunlar işbirlikçi ve proaktif bir yaklaşımla çözüldüğünde yoksun becerilerin de öğretilebileceği görülmektedir.

Çözülmemiş sorunlarla baş etmek için üç seçenek sunar yazar bize;

A, B ve C planı.

A PLANI; Yetişkinlerin isteklerinin sorunlara dayatılması tek taraflı bir çözüme yöneliktir. ’ ……… olmasına karar verdim.’ şeklinde bir yaklaşım söz konusudur. Bu plan zor çocukları anlamada ve sorunu çözmede işe yaramayan bir plandır.

B PLANI; Sorunun işbirlikçi bir yaklaşımla çözülmesini gerektirmektedir. Üç aşamadan oluşur;

A) Empati Aşaması: Çocuktan bilgi alacağımız aşamadır. (Çocuğun endişeleri, çözülmemiş sorunları ve olaylara bakış açısı gibi). ’Fark ettim ki………gibi kelimelerle başlar ve ‘Neler Oluyor?’ gibi kelimelerle son bulur.

Örneğin; Geceleri dişlerini fırçalamakta zorlandığını fark ettim, Neler oluyor?

Zor çocuklar size 5 olasılıktan biriyle karşılık verebilir. Neler oluyor? dedikten sonra;

1.Birşeyler söyler. Daha fazla bilgi alma çabamız ‘derine inme’ olarak tanımlanır ki en zor olanı budur. Amaç burada çocuğa onun endişelerini veya bakış açısını anlama çabanızın yüzeysel ya da üstünkörü olmadığını, yani onu gerçekten anlamaya çalıştığınızı göstermek olmalıdır. Derine inme stratejileri;

Yansıtıcı dinleme;

Çocuğun söylediği her şeyi tekrar etme sanatıdır.’

Nasıl yani?

Pek anlayamadım?

Aklım karıştı, bu konuyu biraz açar mısın?

Ne demek istedin? gibi.

En çok kullanılan stratejidir bu.

Kim, ne, nerede veya ne zaman gibi kelimelerle başlayan sorular sormak.

-Çözülmemiş sorunların neden bazı şartlar altında ortaya çıkıp diğer koşuşlar altında meydana gelmediğini sormak.

-Çocuğa çözülmemiş bir sorunla karşılaştığında ne düşündüğünü sormak? (Ne hissettiğini değil)

-Çözülmemiş sorunları bileşenlerine ayırmak. Gece yatağa yatmanın bileşenleri olduğu gibi, sabahları okula gitmek için hazırlanmanın ve ödevleri yapmanın da bileşenleri gibi. Bunları yaparken çocuk yardıma ihtiyaç duyar.

2.Hiçbirşey söylemez ya da ‘Bilmiyorum’ der. Bu durumda sabırlı ve teşvik edici olmak gerekir. ’İstediğin kadar düşünebilirsin. Acelemiz yok.’ gibi

3.’Bu konuda bir sorunum yok’ der. Burada sizin endişelerinizin çocuğun endişelerinin önüne geçtiğini söyleyebiliriz.  ’odanın dağınık olması’ gibi. Yansıtıcı dinleme burada işe yarayacaktır.

4.’Şu an bu konuda konuşmak istemiyorum ‘der. Çocuğu zorlamamak veya konuşmak istememesinin nedeninin ardından cesaretini toplayıp konuya da başlayabilir.

5.Savunmaya geçer ve ‘seninle konuşmak istemiyorum ‘der. Veya daha kötü bir ifade kullanır.

B) Sorunu Tanımlama Aşaması: Aynı sorun konusunda kendi endişelerimizi veya bakış açınızı çocukla paylaşacağınız aşamadır. ’Endişem şu ki…’veya ‘Aklıma takılan şu ki……’ ifadeleriyle başlayan cümleler gibi.

C) Davet Aşaması: Sizin ve çocuğunuzun gerçekçi ve karşılıklı olarak tatmin edici bir çözüm konusunda tartışacağınız ve anlaşacağınız aşamadır. ‘Şimdi bu sorunu nasıl çözebileceğimizi düşünelim’ ya da ‘şimdi bunu nasıl çözebileceğimize odaklanalım’ gibi ifadeler kullanırız.

Ancak bazen B planını uygulamak için doğru zamanlar oluşmamaktadır. Örneğin çok sinirli olduğumuzda doğru düşünmek daha da zorlayıcıdır. Amacımız, sorunu tekrar ortaya çıkmadan önce çözmek olmalıdır (Bu proaktif B planıdır). Örneğin; Çocuğunuzla dişlerini fırçalamak konusunda B planını kullanarak konuşmak için en uygun zaman, olayın gerçekleştiği andan ziyade çocuğun dişlerini fırçalama göreviyle karşı karşıya kalmasından çok öncedir. Bu sorun çözme konuşmaları için de çocuktan randevu almak iyi bir fikirdir. Ve B planı sadece bir süreçtir. Sihirli bir teknik ya da hızlı bir çözüm yolu değildir, zaman gerektirir.

Acil durum B planı ise; doğrudan yansıtıcı dinlemeyle başlar.

Çocuk ilaçlarını içmeyeceğini ifade ediyorsa ‘İlaçlarını içmeyeceksin. Neler oluyor?’

Bugün okula gitmeyeceğim diyorsa ‘Bugün okula gitmeyeceksin. Neler oluyor? buna örnektir.

C PLANI; Bu plan çözülmemiş sorunu en azından başlangıçta bir kenara bırakmayı sağlar. Örneğin; dişleri fırçalamanın düşük öncelikli bir çözülmemiş sorun olduğuna verdiyseniz çocuğunuza dişlerini fırçalamasını söylemeyin. Öncelikli sorun olarak belirlediklerinize odaklanmayı önermektedir.

Kendimizi zorlayıcı bir atağın ortasında bulduğumuzda otomatik olarak A planını genelde ortaya konulmaktadır. Ancak en doğru hareket, yazara göre, herkesin sakin olabileceği bir ortam yaratmaktadır. Çocuk o anda hala akılcı düşünebiliyorsa B acil planını devreye sokabiliriz.  Ya da C planını uygulayıp atağa sebep olan sorunu çözmek için ilk fırsatta kullanılmak üzere erteleyebiliriz

Zorlayıcı ataklar, öncelik sırasına koymadığımız veya kaçırdığınız çözülmemiş sorunlar konusunda oldukça önemli bilgiler verir ve bize odaklanmamız gereken alanı göstermektedirler. İlaç kullanan veya kullanmak zorunda kalan çocuklar için de A, B veya C ya da acil B planı uygulanabilir.

Kelime dağarcığı az olan çocuklar için de resimli kartlardan faydalanılabilmektedir. Sorun çözme kartları olarak da adlandırabileceğimiz bu kartlar, iletişim kurma becerilerinde herhangi bir sorun olmayan ancak olay anının gerginliği altında endişelerini kelimelere dökmekte ve olası çözümleri düşünmekte zorlanan çocuklarda da fayda sağlayabilmektedir.

Zor çocuklar okul ortamlarında da pek çok sıkıntı ile baş etmek durumunda kalabilmektedirler. Ancak genelde ilaç kullanımı ya da durumlarında utanç duyma gibi sebeplerden ataklar evde daha çok görülebilmektedir. Okul ortamındaki disiplin cezaları A planını temel alır.  Gerekli becerilere sahip olmayan bu çocuklar çeşitli cezalara veya okuldan uzaklaştırmalara kadar uzanan bir süreç yaşamaktadırlar. Gerekçe cezanın örnek teşkil etmesi ve diğer çocuklara uyarıcı bilgi vermesidir. Halbuki okulda farkındalık, ivedilik, mantık, uzmanlık gibi işbirlikçi olabilecek bileşenler olmalıdır. Öncelikle eğitmenlerin gelişmemiş becerileri ve çözülmemiş sorunları tanımlaması ve B planını kullanma becerilerine sahip olması gerekmektedir. Bu ve benzeri kitapları okumak uzmanlık konusunda kazanım getirir; ileri uzmanlık ise deneyim, çaba ve cesareti gerektiren pratikten gelir.

Gelişmemiş becerileri ve çözülmemiş sorunları. Tanımlamak okulda çocukla iletişim kuran yetişkinlerin de dahil olduğu bir ya da iki toplantının düzenlenmesini gerektirir ve bu toplantılardaki standart tartışma kılavuzu, gelişmemiş becerileri ve çözülmemiş sorunları değerlendirme formu olmalıdır.  Bundan sonraki aşama da B planında uzmanlık kazanmaktır. Bu süreç, pratik, kesintisiz geribildirim ve koçluk ihtiyacını doğurmaktadır. Empati aşamasında derine inmek, yetişkinin endişesini veya bakış açısını tanımlamak ve ifade etmek, çözümler konusunda beyin fırtınası yapmak ve çözümlerin gerçekçi ve karşılıklı olarak tatmin edici olup olmadığını değerlendirmek hem eğitimciler hem de ebeveynler için zor gelen unsurlardır. Ebeveynler ve öğretmenler birlikte çalışmak durumundadır.

Davranışsal açıdan zorlayıcı çocuklara yardım ederken göz önünde bulundurulması gereken başlıca özellikler, açık fikirlilik, kişinin eylemlerine başka bir bakış açısından bakmaktır. İstekli olmak, yeni uygulamaları deneme konusunda cesaretli davranmak ve B planını kullanarak gelişmemiş becerileri ve çözülmemiş sorunları değerlendirirken sorun yaşamamak için sabırlı ve sakin olmak önemlidir. Çocuk, davranışsal zorlukları içinde boğuşurken akademik konularda, eğitim konusunda ısrarcı olmak boşuna çabadır. Çünkü kitap yazarının sloganında da belirtildiği gibi: “ÇOCUKLAR EĞER YAPABİLİYORLARSA EN İYİSİNİ YAPARLAR.”

 

YAZARIN ÖNERDİĞİ KİTAPLAR;

  1. SARAH LAWRENCE-LİGHTFOOT

The Essential Conversation :What Parents and Teachers Can Learn From Each Other.

  1. Prof Dr. Ross W.Greene(2008)

Lost at School

  1. Adele Faber-Elaine Mazlish

Siplings Without Rivalry

  1. Tonu Wagner

The Global Achievement Gap:Why Even Our Best School Don’t Teach The N ew Survival Skills Our Children Need – and What We Can Do About it.

YAZARIN ÖNERDİĞİ WEB SAYFASI

Lives in the Balance  www.livesinthebalance.org

Hazırlayan: Tuba KARAARSLAN

Yaratıcı Öğrenciler

0

Yaratıcı Öğrenciler “Öğrenim yeni bilgi ve beceri elde etme sürecidir.” der Robinson.

Yaratıcı Öğrenciler aslında insanın doğduğu andan itibaren öğrendiğini ancak bazı öğrencilerin okula gitmeye başlamalarıyla beraber öğrenme arzusunu yitirmeye başladığını söylemektedir. Eğitim, organize öğrenme programıdır. Ancak ne yazık ki çoğu ülkede öğrencilerin öğrenirken kendi hallerine bırakıldığından bahsetmektedir ve bunun doğru bir sistem olmadığının özellikle altını çizmektedir yazar.

Gençler, okuma, yazma ve matematik öğrenmek için ilkokula başlayıp bunları akademik olarak ilerletebilmek için liseye giderler. Bu alanlarda başarılı olup iyi derece diplomayla mezun olanlar ise üniversiteye gider ve sonra yüksek maaşla iş bulurlar. Ancak hikâyede unutulan bir gerçek var ki o da her çocuğun her konuda yetenekli ya da zeki olmayışıdır. Dolayısıyla gençleri kendi yetkinlik alanlarında desteklemenin önemini vurgular yazar. Her ne kadar eğitim kültürel bir sorun olsa da kökleşmiştir. Her şeyi değiştirip geliştirebilecek güç olsa da kökleşmiş sistemi baştan kurmak göründüğü kadar kolay değildir.

Temel Bilgilere Dönüş

Aslında yaratıcı öğrencilerin sadece akademik olarak değil, yetenekleri doğrultusunda desteklenmesi onların akademik olarak da ilerlemesine destek olacaktır. Örneğin bir matematik öğretmeni düşünün. Öğrencisi matematiğe karşı ilgisiz ve umursamaz ancak basketbol konusunda inanılmaz istekli. Öğretmen eğer onun basketbol maçına gidip ona orada tezahürat yapıyor olsa o öğrenci de onore olduğu için öğretmenine yakınlık hissetmeye başlayacak ve öğretmeninin dersine de ilgi duymaya başlayacaktır bir süre sonra. Mesele sadece dersler ile yaklaşmak değil. Onları kapsayıcı formda olabilmektir der yazar.  Smokey Road Ortaokulu’nda çok hızlı personel değişimi oluyordu. Öğrencilerin sürekli kavga etmeleri, düşük akademik başarı öyküsü buraya gelen müdürlerin hızlı terk edişine neden oluyordu. Dr. Laurie Barron her seyi değiştirene dek. Pes etmemişti. Çocukların arkalarındaki cevheri görmeye yönelik yaklaşmıştı onlara. Bu hiç kolay olmamıştı. İlk yıl kavgaları önlemek için çocukları birbirinden uzak tutmaya çalışıyordu. Bu başarılı bir plan değildi. Sonra onları desteklemeye giden süreç başladı. Öğrencilerin bir birey olduklarını bilmeleri, hatırlamaları için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Ekibinin her bir üyesinin her bir öğrenciyi bireysel ihtiyaçları ve ilgileri doğrultusunda desteklemeyi önceliklendirmişti.

Standart akımlardan ve bunların çıktılarından bahseden Robinson aslında kontrolü elinde tutmaya çalışmak ve test akımını ve ceza ilişkisine de yer veriyor. Standartları arttırmanın önemini de es geçmemek gerek.

Metaforları Değiştirmek

Öğrencileri hayali şeylerden yola çıkarak somut şeyler elde edebilmeleri çok önemli. Bunu da bir örnekle açıklıyor Robinson. Steev Rees, Kansas City’de yaşayan bir mimar ve DeLaSalle Eğitim merkezine lise öğrencileri için kariyer sohbeti için davet ediliyor. O okulda gördüğü olumsuzluklara karşın büyük de potansiyel olduğunu keşfediyor ve öğrencilerle çalışmalar gerçekleştiriyor. Steve kaza yapmış yarış aracı bulup onu öğrencilere veriyor. Öğrenciler kürdan ve strafor gibi hayali şeylerden yola çıkarak araba tamir etmek gibi daha somut şeyler yapmaya başlıyorlar. Bu da öğrencilere önemli şeyler yapabildiklerini hissettiriyor. Aynı zamanda büyük öğreticiliği olduğunu dile getiriyor. Metaforun gücü öğrenme ile birleşiyor.

Alternatif eğitim programları kapsamında okulda başarısız olan öğrencileri kazanmak esas hedef. Bunu yaparken de geleneksel yöntemlerde başarısız öğrencilerin öz saygılarını arttırmaya yönelik toplumda uygulanabilir ve başka insanlara destek olacak projelerde çalışmaları sağlanıyor. Bu programlar çoğu zaman olağanüstü sonuçlar doğuruyorken neden normal eğitim programlarında da bunlara yer verilmediğini anlayamadığını ifade ediyor yazar.

Öğrencilerin hedefleri ve yetenekleri farklı olabilir ve her hedefi, her yeteneği ihtiyaç doğrultusunda farklı değerlendirmek gerekir.

“Eğitim, öğrencilerin ekonomik açıdan sorumluluk sahibi ve özgür olmalarını sağlamalıdır.” Der Robinson. Yaygın eğitimin her daim ekonomik amacı olduğunu savunur. Bunun da akla uyan bir yöntem olduğunu söyler. Mevcut eğitim sisteminde çok fazla şey hızlı bir şekilde yok oluyor. Bu sürede de özellikle hızla gelişen teknoloji ile beraber yeni ve farklı gelişimler oluyor. Günümüz öğrencilerin bu gelişim ve değişim karşısında önümüzdeki on yıllar içinde hangi meslekleri yapacağı merak ediliyor.

Değişen Okullar

Gelişen teknolojiler, gelişen dinamiklerle beraber değişen okullarda kişilerin sistemleri değiştirme gücüne değiniyor yazar. Kendisi okulu ne kadar çok seven biri ve öğretmen olarak işe ilk başladığı gün karşılaştığı manzara hiç beklemediği bir manzaraydı. Çünkü o öğrenciler sınıfta olmak istemiyordu. Bu durum karşısında çok çeşitli yöntemler denemişti. Buna rağmen ciddiye alınmadığını ifade ediyor Dr. Robinson. En sonunda fark ettiği öğrenciye ne istediğini fark ettirmekti. Sorularıyla onların ne öğrenmek istediklerini sorguladı. Bu yöntem biraz daha fazla işe yaramıştı o öğrencileri kazanma noktasında.

Doğuştan Öğrenenler

Yeni doğan bebekler, etraflarındaki dünyayı öğrenebilmek için bitmeyen bir isteğe sahiptirler. Ancak gözlemlediğim okul çağına gelen çocuklarda bu istek azalmaktadır. Olağan bir öğrenme sistemi vardır okula gidene dek bu çocuklarda. Bu da belli şeyleri öğrenmek için eğitimciye ihtiyacımız olduğu gibi bazı şeyleri doğal olarak da öğrenebiliriz. Dil gibi… Geleneksel bir sınıfta öğrenciler sırada oturur, müfredata göre öğretmen anlatımını yapar, soru sorar, ödev verir ve en sonunda da test yapar. Bu öğrencilerden bazıları o derse istek duyuyorsa hızlıca öğrenirken istek duymuyorsa aynı sınıfta ve aynı öğretmenden ders alan öğrenciler bunu öğrenemeyeceklerdir. Peki burada asıl soru şu. Neden okullarda hep düzen bu şekilde devam eder? Bunun nedeni modern toplumlarda eğitimin hala görülen iki sütun üzerine inşa edilmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Bunlar da okulların örgütsel kültürü ve entelektüel kültürü olarak düşünebilirsiniz. Eğitimde akademik yetenek fikrinin ön planda tutulması da buna etken olmaktadır.

Öğrenme Sanatı

Örgün eğitimin üç ana sorunu olduğunu ifade eder yazar. Bunlar müfredat, öğretim ve değerlendirme der. Genellikle standart akım müfredat ve değerlendirmeye odaklanır. Öğretim ise standartları aktarmanın bir yoludur. Eğitimsel ilerlemenin kalbi, sınıf mevcudu, sosyal sınıf, fiziksel çevrenin ötesinde daha çok öğrencileri öğrenmeye teşvik etmek ile artar. Bunu da mükemmel öğretmenler yapar. İyi öğretmenler öğrenme koşulunu oluşturular.

Bilmeye Değer Olanlar nelerdir?

Öğrenciler müfredatı etkin bir şekilde kavrarlar. Çünkü disiplinleri birbiriyle ilişkilendirirler. Burada önemli olan öğrencilerin tümüne ulaşabilmektir. Eğitimdeki dönüşümü gerçekleştirecek olan budur. Tabii bunu yapabilmek için değişimi mümkün kılan müfredata da sahip olmak gerekir. Bu müfredatlar öğrencilerin neleri öğreneceğini ve neleri yapabileceklerini içeren bir çerçevedir.

Sınavlar, Sınavlar

Çok çeşitli yerlerde, bloglarda öğrencilerin geleceğini belirleyen sınavlar nedeniyle yaşanan stres, kaygı, hayal kırıklığı ve bu süreçlerin ikincil sıkıntıları dile getirilmekte. Standartlaşmış testlerin artması ile bu karmaşa tüm dünya genelinde artmaktadır. “Devlet sınavları, her türlü düşünmeyi, tartışmayı ve bir toplum inşa etmeyi engellemektedir” der yazar.

Okul Yöneticilerinin İlkeleri

Bir okulun başarılı olabilmesinin merkezinde vizyon ve beceri kazandıran, öğrencilerin öğrenebildiği ve öğrenmek isteyeceği bir ortam hazırlayan ilham veren bir okul liderinin önemi büyüktür. Bu okullar zorluk derecesi yüksek sınavlar karşısında bile öğrencilerin ilham almasını sağlayabilmektedir.

Geleneksel Ailenin Özüne Dönüş

Çocuklar ve gençler okula göre evlerinde daha fazla vakit geçirmektedir. Özellikle Amerika’da çok çeşitli aile yapısı göze alındığında ailelerin okulla iş birliği içinde olması çok önemlidir. Bu şekilde yaklaşım yaratıcı öğrenciler için çokça fayda sağlamaktadır. Bunu yapabilmek oldukça zorlaşabiliyor çünkü geleneksel aile yapısının dışında aile yapıları olduğunda ortak fikirde buluşmak zorlaşıyor. Bazen anne- baba ayrı oluyor ve çocuk bunlardan biriyle yaşıyor. Bunlardan biriyle yaşarken üvey anne/üvey baba da yanında çocuğun yetişmesinde söz sahibi olabiliyor. Bazen biyolojik aile dışında taşıyıcı ebeveyn, yurttan gelen evlat ebeveyni gibi durumlarda işler çok karmaşıklaşabiliyor. Önemli olan okul ve öğretmenlerin amacı öğrencinin okul dışında da rahat ve güvende olduğundan emin olmaları gerekmektedir. Bazen de çocukların büyüdüğünü kabul etmek bunun için en kritik nokta olabiliyor.

Ortam Değişikliği

Her ne kadar okulların kendi kültürleri olsa da bazı okullar içlerinde bulundukları koşullar, siyasi ortamdan etkilenme söz konusu. Eğer siyasilerin okullar için yanlış hedeflere odaklanması söz konusu olursa yanlış stratejiler gelişir.

Hazırlayan: Rabia Parla

Gerçekten Beni Duyuyor musun?

0

Gerçekten Beni Duyuyor musun?  kitabı İstanbul Üniversitesi psikoloji lisans, Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Yüksek Lisans mezunu olan Leyla Navaro’nun 1987 de yazdığı  harika bir iletişim kitabı.

Peki niçin harika bir kitap?

Öncelikle 34 yıl önce yazılmış olmasına dikkat çekmek istiyorum. Evet, şu anda da raflarda pek çok iletişim kitabı mevcut ve hatta ayrı ayrı alanlarla ilgili daha detaylı kitaplar var belki. Ama bu kitabı okurken iletişimin alfabesini öğreniyormuş hissine kapıldım. Öyle ki alfabeyi öğrendikten sonra istediğim tür kitabı okuyabilirdim artık.

Yani istersem ödül- ceza hakkında bir kitap, istersem 3-6 yaş çocuk gelişimi hakkında bir kitap veya anne babalık sanatı hakkında bir kitap. Bu artık benim hangi alanda daha çok bilgiye ihtiyacım olduğuyla veya kendimi hangi alanda geliştirmek istediğimle ilgiliydi. Alfabeyi çözmüştüm bir kere.. 198 sayfalık bu kitap hakkında sayfalarca yazıp, saatlerce konuşabilirim ama daha fazla detaya girmeden kısaca kitabın içeriğinden bahsedip, okuma keyfini  çay-kahve eşliğinde size bırakmak isterim.( kitabı okurken çay-kahve bağlantısını göreceksiniz J)

Kitap Kaç Bölüm ?

Kitap 9 bölümden oluşuyor, içinde anne babalar için örnekler, alıştırmalar ve diyalogları doğrusu ve yanlışıyla canlandıran görseller bulunuyor. Hepsi de hayatın içinden çok canlı örnekler. Odasını toplamayan çocuktan tutun da çocuğunu dinlediğini sanıp aslında dinlemeyen ebeveynlere kadar. Bazen kendimizi bir kitapta veya resimde görmek bize; neyi, ne kadar doğru veya yanlış yaptığımızı o kadar güzel yansıtır ve bizde farkındalık yaratır ki…  İşte Leyla Navaro da adeta bir ayna tutmuş anne babalara bu örneklerle.

Kitap genel olarak 3- 6 yaş aralığını ele alıyor . Ama sakın ‘benim çocuğum 6 yaşından büyük, ben bu kitabı okumakta geç kalmışım’ gibi bir yanılgıya kapılmayın. Bu kitapta yazılanları her yaşa ve her yaşta uygulayabilirsiniz. İşte bu da ilk başka ‘harika bir kitap’ dememin sebeplerinden biri.

Yazar kitabında en genel tabirle iletişimin doğrularını, yanlışlarını ve bunların sonuçlarını anlatıyor ve bunu arka kapakta çok güzel özetliyor. Etkili iletişim yöntemlerini anne- babalara ulaştırarak, aile çocuk arasındaki sorunların önemli bir kısmını oluşturan iletişim bozukluklarını ortadan kaldırmaya çalıyor. Dinlemek ve duymak arasındaki farkı, çocukları dinlerken vermemiz gereken tepkileri, iyi dinleyici olma kurallarını, katılımlı dinlemeyi ve empatinin önemini detaylı bir şekilde açıklıyor.

Ayrıca, günümüzün değişen değerleri sonucunda ebeveynlerin kendi ailelerinden gördüğü eğitimle, güncel çocuk eğitimleri arasında oluşan kafa karışıklıklarına da rehberlik ediyor. Örneğin; ‘çocuğumu nasıl, kime, neye göre yetiştirmeliyim?’, ’ iyi anne babalık aşırı koruyuculuk mudur veya nasıl olmalıdır ?’, ‘çocuğumun güvenini nasıl arttırabilirim?’ gibi sorulara cevaplar bulabiliyorsunuz.

Mükemmel ve Mutlu Anne

Buna ek olarak, mükemmel ve mutlu anne kavramlarını olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alıyor.   Mükemmel anneliği tehlikeli ve beklentilerin yüksek tutulmasına sebep olan bir kavram olarak yorumlayıp olumsuz etkilerinden bahsederken , mutlu anne-baba olmanın pozitif etkisini gösteriyor okuyucuya.

Bunun yanısıra önemli olanın anne babanın kendi değer ve duyguları konusunda biliçlenip, bunları yapıcı olarak ifade edebilmesi,uygulayabilmesi ve oluşan sorunlara, yapıcı ve pratik çözümler getirebilmesi olduğunu  belirtirken, ‘Ben dili yerine Sen diliyle konuşmanın’ önemininin altını çiziyor.

Pek çoğumuz çocuklarımızdaki olumsuz davranışları yaramazlık, söz dinlememe olarak nitelendiririz. Halbuki bu, buz dağının görünen kısmıdır. Leyla Navaro kitabında bizlere bu buz dağının altınını göstererek, çocuklarımızı daha iyi anlayıp, tanımamızın yollarını görmemizi sağlıyor.

Tüm bunların yanında her ailenin kendi değerleri çerçevesinde bir takım eğitimleri çocuklarına vermek isteyeceklerini, burada önemli olanın ne öğretildiğinden ziyade nasıl öğretilmesi olduğunu belirtiyor. Bu aşamada kadameli yaklaşımlar ,ödül, ceza ve disiplin konularındaki doğruları ve yanlışları yine örnekler ve uygulamalarla anlatıyor.

Kısaca, iletişim konusunda, çocuklarımız vasıtasıyla bilinmeyenleri öğreniyor, yanlış bildiklerimizi düzeltiyor, doğru olanları da yapmaya devam ediyoruz. Böylece kitapta da belirtildiği gibi çocuğumuzu eğitip ve yetiştirirken, aslında kendimizi eğitip ve yetiştirmiş oluyoruz.

Kitabı buradan alabilirsiniz.

Hazırlayan: Ceren Alptekin

Her Çocuk Başarabilir – Mel Levine

0

Okul çağında çocukların zihinsel gelişim ve öğrenme farklılıklarını dikkat kontrol etme, ezberleme, yazma, konuşma, zihin sistemi, düşünme becerileri, sosyal düşünme sistemleri, çocukların farklı olma hakları gibi konuları 13 başlıkla anlatıyor. Her bölüm kendi içinde alt başlıklarla ve örnek vakalarla anlatılmış. Aynı zamanda Mel LEVİNE Her çocuk başarabilir kitabında çözüm için pratik önerilerde bulunuyor.

Levin’e göre çocukların kendi başarısızlıklarının sebeplerini öğrendiklerinde kendilerini bağışlamalarına neden oluyor. 30 yıllık klinik gözlemlerinde Mel Levine, bir yaklaşım ve model geliştirmiş. Çalışmalarının sonucunda kitabının isminin “ Öğrenme zorluğu çeken çocuklardan öğrenme hakkında öğrendiklerimiz.” Olabilirdi diye tanımlamış, her bireyin donanımının aynı olmadığı konusunda vurgu yapmış. Yani bir çocuğun zayıf yönü zihinsel farkından ve eksikliğinden kaynaklanıyorsa Levine tanımıyla bunun ne olduğunu bulup ona söylemek kendisini ‘ berbat ’ya da ‘kafasız’ gibi hissetmelerini engelliyor.

Mel levin’e göre bir öğrencinin nöro-gelişimsel profili, hayatın zorlukları karşısında yeterince zenginleşecek kadar sağlıklı olmalıdır. Bizim nöro -gelişimsel çeşitliliğin farkında oluşumuz ise bizi birisinin donanımlarını değiştirmeye veya o donanıma ne kadar hakkımız olduğu sorununa götürür.

Öğretmenler ve ebeveynler için yazılmış bu kitap içinde çocukların ne kadar farklı olduklarını ve aslında zihin sistemlerindeki bazı aksaklıklardan dolayı öğrenmeyi başaramamalarını, buna dikkat edilirse tüm çocukların başarılı olabileceği bazı alanlar olduğunu anlatıyor. Zihin profillerinin esnek olduğunu söyleyen Mel Levine çocukların güçlü ve zayıf yönlerini tespit ederek yeniden şekillendirme olanağımız olduğunu anlatıyor kitap boyunca örneklerle. Umut verici!

Kitabı ebeveynlere ve öğretmenlere gerçekten tavsiye ederim. Çünkü öğrenmenin aslında her çocuğun başarısı olabileceğinin fakat zihinsel aksaklıkların farkında olmadığımızda çocukları davranış sorunları var ya da okumayı sevmiyor anlamıyor diyerek aptallarmış gibi hissettirmenin önünde kocaman bir soru işareti koyuyor. Eğer burada gördüğümüz örnek vakalara bakarsak hepimiz aslında böyle çocuklar olduğumuzun ya da onlarla karşılaştığımızın bilincinde olacağız. Ve yargılamadan önce tüm bu çocuklara karşı nazik ve anlayışlı olacağız. Örneğin ailesinde iletişim problemi olan çocukların öğrenmesinin yavaşladığı gerçeği çarpıcı. Duygusal olarak tam olmayan bir çocuğun öğrenmesi aksıyor.

Sosyal olarak becerileri yüksek bir çocuk bazen iyi bir belleğe sahip olamıyor. Çocukları güçlü yönleriyle var etmenin ve aksaklığı tespit ederek onlardan vazgeçmemiz gerektiğini anlatan güçlü bir başucu kitabı.

Bu kitapta can alıcı tek bir cümle bulmak zor; bir paragraf paylaşmak istiyorum.
Bir zihin yapısının zaman içinde kendini kanıtlayabildiği gibi, okulda mükemmel başarıyı yakalayan bir profilin kariyer edinmeye o kadar da uygun olamayacağından bahsederken

Mel LEVİNE şöyle diyor:

“Bir çocuk eve düş kırıklığı yaratan notlarla döndüğünde, karnenin çocuğun kariyerinde ne kadar başarılı olacağını önceden kestirmede oldukça kötü olduklarını gösteren bulgularla teselli olabilir. Hatta bazen muayenehanemde okulda başarısız olan bir çocuk gördüğümde şunları söyleyerek onu canlandıramaya bayılırım: “Pazartesi günü okula gittiğinde sınıfına şöyle bir bak ve gerçekten kıskandığın bir çocuğu seç, muhteşem notlar alan, yakışıklı ve sporcu olan birini, hani şu her şeyi doğru yapanlardan. Ve de popüler biri olsun. O çocuğa yakından bak ve bunun onun en iyi dönemi olduğu fikrini ciddi şekilde düşün! Gün gelip o çocuğun senin için çalışması olasılığı yüksek.”

Sanırım bu, farklı profillerin hayatın farklı dönemlerinde ve zaman uygun olduğunda istenen dereceye ulaşacağını söylemenin başka bir yolu.

Hiçbir zihnin farklı olduğu için yalvarmaması gerekir.

Her Çocuk başarabilir kitabını buradan alabilirsiniz

Hazırlayan : Ayşe Mıhçı

En Çok Okunan Makaleler

Koçluk İle İlgili Makaleler

Öğrenci Koçluğu’nun Gerçekten Faydası Var Mı?

0
Öğrenci Koçluğunun gerçekten faydası var mı? Öğrenci koçluğu gençlerin hayatında sayısız fayda yaratır; örneğin öğrencinin zorlandığı konulara farklı açılardan yeni bir gözle bakmasını sağlar. Özellikler...